24 Haziran 2015 Çarşamba

İSTİKRAR NEDİR NE DEĞİLDİR?


İstikrar bir düşüncenin, bir duygunun ve bir davranışın çoğunluk olarak sürekliliği değildir.
Diğer söylemle istikrar sadece herkes tarafından aynı şeyin, aynı şekilde devamlılığı değildir.

Bir duygu, bir düşünce, bir tavır ve bir davranışın çoğunluğu her nedense hep "istikrar" olarak yorumlanmıştır. Oysa bu yanlış bir anlayıştır. Kavramsal olarak da İstikrar bu anlama gelmez.

Farklılıkların aynı çizgi de ya da yakın çizgilerde buluşabilmesidir istikrar. Dolayısıyla istikrar bunun için önemli bir kavramdır. Çünkü farklı düşünce ve tutumların ortak noktada buluşması zor ama çok değerlidir.

Böylesi toplumsal bir yapı kurulabiliyor ve işletilebiliyorsa o toplumsal yapı uygarlık bağlamında da eşiği çoktan geçmiş demektir.

İstikrar çoğunluk ve çoğunlukçuluk değil, çoğulculuktur.
Zaten demokrasinin özü de tam budur.

İstikrar kavramının hakkını verebilmek emek ister, iyi niyet ister, karşındakine saygı ister ve empati ister. Kolay değildir. Ama başarıldığında tadına doyum olmaz.
Seçimi değil ama iktidarı kaybedenlerin "istikrar kaybolmuştur" yaklaşımları doğru bir tanımlama ve bakış açısını yansıtmamaktadır.

İstikrar istediğin her şeyi yapabilme özgürlüğü, serbestliği ve olanağı da değildir.
Asıl istikrar gerekenleri gerekenler için yapma ve yapabilme ahlakı ve aklıdır.
Bunun için de, herkes için en gerekeni yapabilme ahlakının ve becerisinin edinilmiş olması gerekiyor.

Yapılacak bir iş bir zümreye yönelik değil, bütün insanlara yönelik gerçekleştirilebiliyor olması için bütün insanların temsili ile gerçekleştirilmesi gerekir. İşte asıl "istikrar" buna denir.


Bu insanlık birgün istikrarı öğrenecek elbette... Ama bu kez dünyanın ekolojik sağlığı yaşamayı pek olanaklı kılmayacak.

Etiketler:

12 Haziran 2015 Cuma

DOĞA ÖĞRETİR... AMA İSTERSEN...


Doğa insanoğlunu;
Edepli kılar,
Haddini bildirir,
Mütevaziliğe zorlar,
Hizaya getirir,
Saygı duydurur,
Farklı olmamaya yönlendirir...
İşte bu nedenler yüzündendir ki; insanoğlu doğa karşısında kendisini hep daha yetersiz hissetmiş "biricik" ve "muktedir" olması gerektiğini düşünmüş, bunun yollarını aramaya sevketmiştir. Zaten kapitalizmin icadının genetik kodları da burada yatar.
İşte bu nedenledir ki; İlerleyen süreçlerde insanın doğa katliamı başlar. Bu doğaya egemen olma güdüsü değil, dürtüsüdür. Bu dürtü kapitalizmdir. Doğa katliamı tarihi kapitalizmin tarihidir aynı zamanda.
Biliyor musunuz?
Doğanın görkemi insanoğlunda yoktur.
Bu görkemin yerine kendini ve kendi görkemini koyma dürtüsünün dışavurumu kapitalizmin inşa ve kar ilkesiyle birleşmesidir ki;
İnsanda olmayan görkemin doğadan alınması demektir aynı zamanda.
İnsanoğlu doğaya karşı değil, doğa ile birlikte olmayı yeniden öğrenmeye başladığı ve bu öğrendiğini yeryüzünün tümüne bir yaşam biçimi olarak egemen kılmayı başardığı an birbirini katletmekten de kurtulacak..
Ve biliyor musunuz?
Doğanın insandan öğreneceği hiç bir şey yok...
Ama insanın doğadan öğrendiği ve öğrenmesi gereken çok şey var...

Etiketler: ,