HALK DEDİĞİN.. VE DEMOKRASİ
Gecekondu semtleri, varoşlar, burada yaşayan dar gelirlilerin, köylülerin yani örgütsüz ve eğitimsiz emekçilerin ve vasıfsız işgücü sahibi bir kitlenin kendini iktidar yaptığını sanması kadar ironik ve acıklı bir şey yoktur gelişmemiş demokrasilerde.
Demokrasilerin sadece seçimden ibaret olduğunu sanmanın bedeli ağırdır.
Emekçi eğer eğitimsiz ve örgütsüz ise kendi iktidarını, kendini iktidar görerek veya sanarak gerçekleştirir.
İşte bu yüzden en tehlikeli şey nedir diye sorarsanız; Yoksulların kendilerini yoksullaştıranları kendinden görmeleri, kendilerini ise onlardan sanmalarıdır.
Oysa gerçek bambaşkadır.
Alman köylüsü, yoksulu hatta işçisi Hitler'i kendileri, kendilerini birer küçük hitler gibi gördüler. Koşullar da buna uygundu tabi...
İşin inanca, ırka ve kendini önemli hissetme ihtiyacını da buna eklerseniz, kendini iktidar ve iktidarı kendiniz sanmanın sanal keyfini yaşarsınız.
O nedenle en büyük devrim yoksulların refah seviyesinin ve eğitim düzeyinin sürekli arttırılarak, güruh denilen insan yığınlarının birey, vatandaş, grup ama illa ki sınıf gözlüklerini yapabilecekleri düzeyi sağlamaktır.
Bakınız Peru'ya..
Bolivya halkı neden izin verdi, seyretti ve alkışladı kendilerinden birisi olan Evo Moralas'in darbe ile indirilmesini? Evo Morales’in yerine “İncil saraya geri döndü” diyen Jeanine Anez getirilmesine niçin sessiz kaldı? O Anez ki; “yerlilerin şeytani ayinlerinden kurtulmuş bir Bolivya hayal ediyorum, şehirler ‘Kızılderililer’ için uygun değil, onlar dağlarda yaşasa daha iyi olur” diyecek kadar ırkçı ve sermaye yanlısı Amerikancı bir kadındır.
Bolivya veya 100 yıl önce Almanya, veya bugün biz Türkiye... Yoksulluk, eğitimsizlik her yerde birbirine benzer. Alınacak uzunca bir yol ama o yolda mutlaka yapılması gereken pekçok iş var...


0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa