23 Aralık 2015 Çarşamba

"ÜÇÜNCÜ YOL" SEÇENEĞİ



ÜÇÜNCÜ BİR YOL HEP VARDIR..
OLMALIDIR.
HAYATA BÖYLE BAKMAYI, HAYATI BÖYLE ALGILAMAYI VE YAŞAMINI BÖYLE SEÇMELİ İNSAN..
ÇÜNKÜ İKİ YOLDAN BİRİSİ DİĞERİNDEN DAHA İYİ VE GÜVENLİ OLMAYABİLİR.
ÜÇÜNCÜ BİR YOLU ARAMALI İNSAN... YA DA YARATMALI..

Bu basit bir önerme ya da aforizma değildir. 
Bu tam olarak bir gerçeklik ve daha önemlisi ihtiyacımız olan şeydir.
"Seçenekçilik" ya da "çok seçenekçilik" olarak kavramlaştırabileceğimiz bu görüş ve yaşama biçimi insanın  akılcılık zenginliğinin gerekliliklerinden birisidir.

"Üçüncü Yolcu'luk" olarak tanımlayabileceğimiz bu yaşam biçimi, taraf olmak zorunda olmamak, dayatılan seçeneklere sağlıklı bir şekilde direnmek demektir.   

Devlet ve Devlet karşıtlığında kendimizi illa ki bir tarafta konumlandırmak zorunda mıyız? En azından düşünsel boyutta da birisine daha yakın olmak zorunda mıyız?

İkisine de karşı olamaz mıyız?
Üçüncü bir seçeneğimiz yok mudur?

Biz aptal ya da esir miyiz?
Akıl tutulması mı yaşıyoruz.

Evine girip genç bir kadını öldüren polisi savunmak zorunda mıyım?
Keza hendek kazıp, mücadele yöntemini değiştirip sivil halkın arasına karışan ve çocukların ölümüne yol açanların yanında yer almak zorunda mıyım?
Öldürenlerin ve ölümlere yol açanların karşısında olamaz mıyım?
Yok mu böyle bir seçenek?

Hayatımızda hep bir önermeyle ve ona ilişkin geliştirilen karşı önerme ile karşı karşıya bırakılıyoruz.
Oysa her zaman üçüncü ve daha farklı bir önerme vardır.

Etiketler: ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa