7 Ocak 2017 Cumartesi

TÜRKİYE MİLLİYETÇİLİĞİNE DAİR KISA BİR ANALİZ

Türkiye'deki Milliyetçilik, kurucu altı ilkeden birisi olan "milliyetçilik" ile ilgisi olan bir milliyetçilik olmamış ya da olamamıştır.
İstisnai kişi ve kişilikler bir tarafa ama dokusal ve örgütsel olarak durum ne yazık ki böyledir.
Türkiye'deki milliyetçilik çoğunlukla ve ne yazık ki; "Milli" değildir.
Milli yani yerli olmadığını veya olamadığını yaşadığımız gerçek olaylar ve tavırlar nedeniyle gördük.
En basit örnekle, Türkiye Milliyetçiliği özelleştirmeler ve doğal zenginliklerin yabancılara satışı ve devri konularında "milli" olmanın gereğini yapamamışlar ya da yapmamışlardır. Bundan daha iyi gösterge mi olur?
ABD emperyalizmine karşı bir kez dahi aklı başında karşı durmayı bırakın, bu tür protesto ve eylemelerdeki ABD yandaşlığına varan tutum ve davranışlar belgeleri ile ortadadır.
Cumhuriyet ve laiklik ve Atatürk konusundaki tutum ve tavırlar da bazı kişi ve kişilikler hariç tüm açıklığı ile ortada değil midir?
Türkiye'deki milliyetçiler çok uzun yıllardan beridir, deyim yerindeyse Cumhuriyet süresince muhafazakarlığı da aşan boyutlarda gericiliğin tüm alanlarına sahip çıkan rolleri üstlenmişlerdir.
Türkiye Milliyetçiliğine soğuk savaş dönemlerinde, komünizmle mücadele hareketlerinde rol biçilmiş olması onun siyasi yapılanmasını yerel ve ulusal olmaktan çok İslamcı kılmıştır. Bu konuda NATO ve ABD güdümlü siyasetin aynı zamanda İslamcı bir formasyon ve pratiği dayatmış olması ve buna karşın milliyetçiliği "ulusalcı" yapı ilişkisini bozmuş olması belirleyici olmuştur.
Bugün milliyetçiyim diyen bir partinin neredeyse boşa düşmüş olması esasen bu değil midir?
Oysa gerçekten yerli=milli bir milliyetçilik ihtiyacını kim yadsıyabilir?

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa