21 Nisan 2012 Cumartesi

ADALETSİZLİĞE İTİRAZ İÇİN GEÇMİŞİMİZLE HESAPLAŞMA

“Adaletsizliği önleyecek gücümüz olmayabilir, ama adaletsizliğe itiraz etmeyi beceremeyeceğimiz bir zaman asla olmamalıdır”.
(Elie Wiesel)

Çoğumuz ve belki hepimizin büyük çaptaki adaletsizlikleri önleyecek bir gücümüz olmadı ve dahi olamayacak... Ama bu durum, çoğumuzun adaletsizliklere itiraz etmeyi beceremeyeceğimiz bir anın ve kişiliğinin olmayacağı anlamına gelmemeli...

Ve fakat bir gerçek de var ki;
Böylesine ahlaki değerler ve düşünsel zenginlik ile yoğrulmuş bir karakter sahibi olabilmenin ön koşullarından birisi de insanın öncelikle aile, çevre ve mesleki yaşam sürecinde bırakınız "adaletsiz" davranışlar sergilemiş olmasını, "adaletsizliğe itiraz" etmeyi beceremediği bir anın olmamış olması ile ilgili değil midir?

Çoğumuz için böylesine ahlaki değerler ile oluşturulmuş bir kişilik sahibi olma sorunumuz, tam da buralarda başlıyor işte...
Düşünsenize acaba kaçımız geçmişimizde aile, çevre ve iş yaşamında;

Bu benim hakkım değil lafını kullandık şimdiye kadar. Yaşamımızın her hangi bir evresinde küçük de olsa bazı ayrıcalıkları reddettik?
Kaçımız işimize geldiği halde "böyle olmaz" ya da "bu yanlıştır" diyebildik?
Ve kaçımız en sevdiklerimize bile onları kaybetmeyi göze alarak da olsa "sen haksızsın" diyebildik?
Ve elbette kaçımız bize ait olmayana hiç tenezzül etmemeyi becerebildik. Ya da sevmediğimiz halde hak edenin hak ettiğini alması mücadele ettik?


Velhasıl dostlar kendimizi kandırmayalım.
Bugün büyük adaletsizliklere karşı çıkma veya en azında itiraz etme hakkını ve gücünü kendimizde bulamıyorsak eğer;

Bu tam anlamıyla ahlaksızlık olmasa bile, geçmişimizdeki adaletsizliklerin aktörü ya da figüranı olmamızdan olsa gerektir...

Etiketler: , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa