GEZİ EYLEMLERİNDEN SIKILAN ARKADAŞ’A MEKTUP,
Merhaba sevgili E....T....
Geçenlerde sosyal medyada bir paylaşımından “bi durun, bi durun” diye
başlayan ve canını çok sıkan iktidarı protesto edenlere veryansın ettiğin
yazını okumuştum… İşte o yazına ithafen sana ve senin gibi düşünenlere
yazıyorum. Umarım okursun…
Bak sana ne diyeceğim;
Her gün aynı yüzü sabah öğle akşam tüm televizyon kanallarında görmüş
olmaktan sıkılmıyorsun,
ama akşam üstleri toplanan kalabalık canını sıkıyor öyle mi?
Anımsar mısın bilmem, bir hayli zaman önceydi, yine feysbukta "10
yıldır maaşım artmadı, benim yaptığım işin yarısını yapmayan adam benden fazla
maaş alıyor" diye ağlayarak paylaştığın bir yazın vardı… Bu durum artık
canını sıkmıyor ama protestocular canını sıkıyor öyle mi?
Çok geliştik, refahımız olağan üstü arttı, gayri safi milli hasıladan payımıza düşen para
10.000 doları çoktan aştı yalanları canını sıkmıyor ama maşının aynı oranda
artmıyor oluşunu bir yana bırak, mevcut gelirinin dahi alım gücünü sürekli yitiriyor
olması da canını sıkmıyor, ama mahalle aralarında her yer taksim her ter
direniş diyen çocuklar seni çok sıkıyor öyle mi?
Özelleştirmelerin biçimi, fiyatı ve kimlere nasıl gerçekleştiği, dış
borçların acayip oranda artmış ve artmaya devam ediyor oluşu, ülkedeki sıcak
paranın 170 milyar doları bulması canını sıkmıyor, o güzelim canını gençlerin
"yaşamıma müdahale etme" tavrı ve eylemleri çok canını çok sıkıyor
öyle mi?
9-10 yaşlarına geldiklerinde sırf meslek okuluna gitsinler diye 6, ila
6.5 yaşındaki bebelerin ilkokula başlatılması sonucu gerçekleşen facia hiç ama
hiç canını sıkmamış ama "senin gibi düşünmediğim için bana olumsuz
davranamazsın" diyen insanların eylemleri seni çok sıktı öyle mi?
Sen bir devlet dairesinde memursun biliyorum…. İktidar yanlısı veya
tarikat gönüllüsü olmayan hiç kimsenin bir kadroya atanmıyor oluşu, kadrolara
atamalarda liyakata değil de başka ölçütlere bakılıyor olması senin canını
sıkmıyor ama cinsiyetçi yaklaşımları reddeden, seküler düşünen ve bu
düşüncelerinden dolayı mağdur olmak istemeyen insanların karşı duruş eylemleri
canını sıkıyor değil mi?
Ve tutturmuşsun bir huzur ve güven ortamı…
Peki sabaha karşı evlere girilip derdest edilen insanların huzur ve güven
ortamı için ne diyorsun?.. Hiç… Çünkü onlar muhalif… Muhalifsen her şey mubah
öyle mi?..
Unutma 12 eylül askeri darbesi de “huzur ve güven ortamı” için
gerçekleşmişti...
Bak sevgili E.T.
Gerçek huzur ve güven ortamı;
Herkesin emeğinin karşılığını aldığı,
Kendini özgürce ifade edebildiği,
Adaletin herkes için eşit ve adil olarak uygulandığı,
Çoğulcu, katılımcı
"Demokratik toplumsal" bir düzendir….
Bunun dışındaki hiçbir ortam “huzurlu ve güvenli” değildir.
Görüşmek dileği ile, selamlar...

