23 Nisan 2014 Çarşamba

VATAN HAİNLİĞİ.

Son aylarda iktidarın en çok kullandığı deyimlerden birisi.

Düşman gördüklerini bertaraf ve deşifre etmede oldukça etkili bir ifade olduğu için bazı oluşumlara ve muhalif kişilere yönelik oldukça sık kullanılan bir ifade biçimi oldu "vatan haini" ve "vatan hainliği"..

Vatan hainliği: "Vatana ihanet, egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla işbirliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türü" olarak tanımlanmaktadır.

Buradan hareketle günümüz iktidarını "devirmeye ve otoritesini yıkmaya" yönelik bazı davranışlar "vatan hainliği" olarak damgalanmaktadır. Oysa bu yaklaşım doğru değildir. Hükumeti yıkmaya yönelik hiç bir davranış vatan hainliği olarak değerlendirilemez. Ama devleti değiştirmek, ele geçirmek ya da devirmek eylemliliği "vatan hainliği" olarak değerlendirilir.

İktidara yönelik meşru olmayan yollar ile de olsa onu devirmeye yönelik hiç bir davranış "vatan hainliği" olarak nitelendirilemez. İlgili suçlar kapsamında değerlendirilse de "vatan hainliği" olarak nitelendirilemez.

Vatan hainliği için anahtar davranış yabancı bir ülke ve/veya kişi ve kurumlar ile vatanına yönelik işbirliği içinde olmaktır. Vatanını peşkeş çekmek, vatanına sırtını dönmek, vatanının çıkarlarını savunmamak, vatanının bir bölümünü ve bütününü tehlikeye atacak davranışlarda bulunmak "vatan hainliği" olarak değerlendirilecek tutum ve davranışlardır.

Vatan hainliği fiiline ve eylemlerine nasıl baktığınıza bağlı... Ama yukarıda tanımlandığı biçim ile bakarsanız, bu ülkedeki tarihten günümüze kadar çeşitli şekil ve boyutlarda "vatan hainliği" davranışlarının oldukça sık yaşanmış olduğunu görürsünüz.

Etiketler:

İNSAN DOĞANIN PARÇASIDIR.

Kusursuz olan tabiattır... 
Tabiatın içinde yer alan ve tabiatın bütünü ile ilgili olan her bir parçası bütünü oluşturuyor olması nedeni ile kusursuzdur. 

Bütünden ayrılan her bir parça kusurlaşma demektir. İnsanın doğanın bütünü oluşturan bir parçası olma yerine, kendini doğadan ayrı ve bağımsız bir varlık olarak algılamaya başlaması ve bunun da ötesinde doğaya egemen olduğuna inanması onun kusurlarının en büyüğüdür.
İnsanoğlunun yenilgisi tam olarak buradan itibaren başlar.

Bütünün anlamlı bir parçası olarak insan kusursuzdur aslında... Ama bir yerden sonra insanın giderek tabiattan uzaklaşması, ondan ayrışmaya başlaması onu anlamsız ve kusurlu kılmaya başlar. 

İnsanın kendisini doğadan farklı bir bütün olarak algılaması kendini üstün sanmasından ileri gelir ki, kendini üstün sanma bir akıl oyunudur. Diğer bir söylemle bir akıl yanılsamasıdır. 

İnsan asla doğadan üstün değildir. İnsanın kendini üstün görme eğilimi ve davranışı ölümlü oluşunun onda yarattığı aşağılık duygusundan başka bir şey değildir. 

Ölümlü olmak doğanın senden üstün olması değil, senin doğanın bir parçası olduğunun kanıtıdır. 

Aklının kullanma meselesi insanoğluna yanlış öğretilmiştir, doğa aklını kullanarak fethedilecek ve hükmedilecek bir yer değil, tam tersine doğa aklı kullanarak onunla bütün olmanın sürdürülmesi gereken bir yer ve varlıktır.

Mutluluğun ve sağlığın gizemi de işte tam buradadır.

İnsan kusursuzlaşmak istiyorsa önceliğini aklını kötüye değil iyiye yani doğaya yöneltmek zorundadır. tabiata uyum sağlamak kusursuzluğa giden yoldur.

İnsanın kirlilik ve tüm kötülüklerinden arınmasının biricik yolu tabiatlaşmaktan geçer.

Hiç bir insan ağaçlardan, dağlardan, akarsulardan daha yüce, daha farklı, daha önemli değildir. 

Sadece daha akıllıdır.
Akıl insana doğadan ayrışmak için değil, doğanın akıllı bir parçası olarak bütünselliğe katkı sunması için verilmiş özelliktir. Asla bir ayrıcalık değildir. 

İnsanoğlunun aklını, tabiattan ayrışmak ve onu ele geçirmek amacıyla kendine özgü bir ayrıcalık olarak görmeye başlaması dolayısı ile de kendine ve tüm dünyaya en büyük zararı vermeye başlaması aynı zamana rast gelmektedir.

Etiketler: