İNSAN DOĞANIN PARÇASIDIR.
Kusursuz olan tabiattır...
Tabiatın içinde yer alan ve tabiatın bütünü ile ilgili olan her bir parçası bütünü oluşturuyor olması nedeni ile kusursuzdur.
Bütünden ayrılan her bir parça kusurlaşma demektir. İnsanın doğanın bütünü oluşturan bir parçası olma yerine, kendini doğadan ayrı ve bağımsız bir varlık olarak algılamaya başlaması ve bunun da ötesinde doğaya egemen olduğuna inanması onun kusurlarının en büyüğüdür.
İnsanoğlunun yenilgisi tam olarak buradan itibaren başlar.
Bütünün anlamlı bir parçası olarak insan kusursuzdur aslında... Ama bir yerden sonra insanın giderek tabiattan uzaklaşması, ondan ayrışmaya başlaması onu anlamsız ve kusurlu kılmaya başlar.
İnsanın kendisini doğadan farklı bir bütün olarak algılaması kendini üstün sanmasından ileri gelir ki, kendini üstün sanma bir akıl oyunudur. Diğer bir söylemle bir akıl yanılsamasıdır.
İnsan asla doğadan üstün değildir. İnsanın kendini üstün görme eğilimi ve davranışı ölümlü oluşunun onda yarattığı aşağılık duygusundan başka bir şey değildir.
Ölümlü olmak doğanın senden üstün olması değil, senin doğanın bir parçası olduğunun kanıtıdır.
Aklının kullanma meselesi insanoğluna yanlış öğretilmiştir, doğa aklını kullanarak fethedilecek ve hükmedilecek bir yer değil, tam tersine doğa aklı kullanarak onunla bütün olmanın sürdürülmesi gereken bir yer ve varlıktır.
Mutluluğun ve sağlığın gizemi de işte tam buradadır.
İnsan kusursuzlaşmak istiyorsa önceliğini aklını kötüye değil iyiye yani doğaya yöneltmek zorundadır. tabiata uyum sağlamak kusursuzluğa giden yoldur.
İnsanın kirlilik ve tüm kötülüklerinden arınmasının biricik yolu tabiatlaşmaktan geçer.
Hiç bir insan ağaçlardan, dağlardan, akarsulardan daha yüce, daha farklı, daha önemli değildir.
Sadece daha akıllıdır.
Akıl insana doğadan ayrışmak için değil, doğanın akıllı bir parçası olarak bütünselliğe katkı sunması için verilmiş özelliktir. Asla bir ayrıcalık değildir.
İnsanoğlunun aklını, tabiattan ayrışmak ve onu ele geçirmek amacıyla kendine özgü bir ayrıcalık olarak görmeye başlaması dolayısı ile de kendine ve tüm dünyaya en büyük zararı vermeye başlaması aynı zamana rast gelmektedir.
Tabiatın içinde yer alan ve tabiatın bütünü ile ilgili olan her bir parçası bütünü oluşturuyor olması nedeni ile kusursuzdur.
Bütünden ayrılan her bir parça kusurlaşma demektir. İnsanın doğanın bütünü oluşturan bir parçası olma yerine, kendini doğadan ayrı ve bağımsız bir varlık olarak algılamaya başlaması ve bunun da ötesinde doğaya egemen olduğuna inanması onun kusurlarının en büyüğüdür.
İnsanoğlunun yenilgisi tam olarak buradan itibaren başlar.
Bütünün anlamlı bir parçası olarak insan kusursuzdur aslında... Ama bir yerden sonra insanın giderek tabiattan uzaklaşması, ondan ayrışmaya başlaması onu anlamsız ve kusurlu kılmaya başlar.
İnsanın kendisini doğadan farklı bir bütün olarak algılaması kendini üstün sanmasından ileri gelir ki, kendini üstün sanma bir akıl oyunudur. Diğer bir söylemle bir akıl yanılsamasıdır.
İnsan asla doğadan üstün değildir. İnsanın kendini üstün görme eğilimi ve davranışı ölümlü oluşunun onda yarattığı aşağılık duygusundan başka bir şey değildir.
Ölümlü olmak doğanın senden üstün olması değil, senin doğanın bir parçası olduğunun kanıtıdır.
Aklının kullanma meselesi insanoğluna yanlış öğretilmiştir, doğa aklını kullanarak fethedilecek ve hükmedilecek bir yer değil, tam tersine doğa aklı kullanarak onunla bütün olmanın sürdürülmesi gereken bir yer ve varlıktır.
Mutluluğun ve sağlığın gizemi de işte tam buradadır.
İnsan kusursuzlaşmak istiyorsa önceliğini aklını kötüye değil iyiye yani doğaya yöneltmek zorundadır. tabiata uyum sağlamak kusursuzluğa giden yoldur.
İnsanın kirlilik ve tüm kötülüklerinden arınmasının biricik yolu tabiatlaşmaktan geçer.
Hiç bir insan ağaçlardan, dağlardan, akarsulardan daha yüce, daha farklı, daha önemli değildir.
Sadece daha akıllıdır.
Akıl insana doğadan ayrışmak için değil, doğanın akıllı bir parçası olarak bütünselliğe katkı sunması için verilmiş özelliktir. Asla bir ayrıcalık değildir.
İnsanoğlunun aklını, tabiattan ayrışmak ve onu ele geçirmek amacıyla kendine özgü bir ayrıcalık olarak görmeye başlaması dolayısı ile de kendine ve tüm dünyaya en büyük zararı vermeye başlaması aynı zamana rast gelmektedir.
Etiketler: İnsan ve doğa



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa