ALMANYA 7- BREZİLYA 1; BREZİLYA İÇİN BİR DÖNEMİN BİTİŞİ, YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGIÇ MİLADI
2014 Dünya kupası yarı finalinde oynanan Almanya, Brezilya maçının muhteşem bir maç olacağını ve Almanya’nın bir adım önde olduğun ile ilgili öngörü yapmak elbette mümkündü ama, müsabakanın Almanya lehine bu denli muhteşem geçeceğini ve sonuçlanacağını tahmin etmek pek kolay değildi.
Müsabakanın
teknik analizinden önce önemli bir noktanın altını çizmek gerekir.
Almanya
bu kadar farklı kazanırken dahi bir gevşeme, işi savsaklama içinde olmadı.
Zaten böylesi bir oyun sistematiği sadece taktik ve teknik beceri değil, önemli
bir kişilik ve davranış becerisinin takım olarak sergilenebilmesiyle mümkündür.
Daha
da önemlisi olağan üstü farkla önde sürdürülen ve maçı kazanmanın kesinleştiği
bir müsabaka sürecinde ve sonrasında hiçbir Alman ulusal takım oyuncusundan
rakibi küçümseyen ve rencide eden bir davranışın görülmemesi üzerinde durulmaya
değer bir konu. Bu eğitsel açıdan ibret alınacak ve spor okullarındaki
derslerde anlatılacak bir husustur. Çünkü fair-play denilen “iyi oyun” un
pratiğe yansımasının en önemli davranış biçimi karşındaki kişi ve takımla alay
etmemeyi becerebilmektir. Hele hele güçsüz bir kişi ya da takıma karşı onun
onurunu korumasına yardım edebilmeyi bilmektir.
Bir
de tam tersini Brezilya’yı düşünün… Hele hele Türkiye ulusal takımını ve teknik
adamlarını düşünün…
Brezilya
yarı finale hak eden bir oyun oynayarak gelmemişti zaten. Daha önceki
değerlendirmelerde de paylaşmıştık bu durumu. Brezilya Avrupalı gibi oynamaya
başladığından bu yana ki, bu neredeyse 20 yılı bulmaktadır, futbolunda gerileme
söz konusudur. Örneğin Kosta Rika ve Kolombiya yarı finali daha hak eden bir
futbol oynamışlardı. Çünkü Latin futbolu ekolünü devam ettiren bir yapıları
vardı ve bunu da başarı ile uyguladılar. Latinlerin ekolünde sistematik bir
işleyişli aynı biçimde büyük bir iradi devamlılıkla sürdürebilmek yerine daha
bireysel ama daha yaratıcı futbolu takım oyunu ile harmanlayabilmek vardır.
Ekoller on yıllar boyunca oluşan oyun gelenekleridir. Brezilya’nın hüsranının
altında yatan büyük fotoğraftaki temel sorunsal bence budur.
Neredeyse
aynı oyuncu dizilişi ile başlayan iki takımdan birisi olan Brezilya, şuursuz
denebilecek bir motivasyonla baskıya başladı. Ama rakibi Almanya'nın her türlü
oyuna karşı çözüm üretebilecek karşı taktik oyun yeteneklerine sahip olduğunu
unutmuş gibiydi. Baskı karşısında topu ileriye uzun oynayacakları düşüncesi
Brezilyanın en büyük yanılgılarından birisiydi. Almanya üç, dört, beş pası
baskı altındayken de yapabilen ve bunu yaparken de ileriye kat edebilen bir
takım. Nitekim gollerin büyük bir bölümü bu yapıda bir oyunun sonucu oluşan
pozisyonların sonucu geldi.
Brezilya
enterasan bir biçimde her golden sonra oyunu dinginleştirmeyi deneyeceklerine
gol atmanın peşinde oldular. Yedikleri gollerin neredeyse hepsi Almanya'nın
ceza alanı içine girebilmesiyle gerçekleşen gollerdi. Derinliğine savunma içine
atılan hiçbir topu kesemedi Brezilya. Kanatları güvenceye almanın derdine
düşmüş ama karşıdan savunma arasına atılan pasları engelleyemedi. Bunda elbette
Almanya’nın müthiş ofansif oynayan orta alanının hakkını vermek gerek.
Orta
alan ile forveti yakınlaştırarak rakip alana yerleşen ve bu şekilde ceza
alanına giren takım kazandı. Goller geldikten sonra ortaya çıkan hızlı oyun
pozisyonlarında ise Almanya daha fazla gol bulabilirdi. Ama zorlamadığını
biliyoruz.
Oyunun
sonucunu ne yan top oyunu, ne kanat oyunları ne de şutlar değil, üçüncü
bölgedeki top ile ilgili oyun becerileri belirledi demek olasıdır.
Almanya
finali hak eden Hollanda ile oynamalıdır. En azından Arjantin’den her açıdan
daha iyi olan Hollanda, Almanya finali bu dünya kupasının son maçı olacak gibi
görünmektedir.
Etiketler: Almanya Brezilya, Dünya Kupası, futbol



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa