29 Eylül 2016 Perşembe

TARIM / HASAT



Hasat zamanları kimileri için romantik bir hazan mevsimidir.

Oysa çalışan için her mevsim emeğin işgücüne dönüşmüş halinin karşılığıdır hasat.

Tarım dünyanın en kadim, en ulvi ve en değerli üretim alanıdır.

Tarım demek illa ki tarım toplumu olmak demek değildir. Tarım ülkesi olmak demektir.

Tarım insanı olmak demek, öldürmeden, can yakmadan, yok etmeden üretmek demektir.

Tarım ülkesi olmak ise dünyayı kirletmeden yaşamayı öğrenmek demektir.
Sanayi ve endüstri fetişizminin kirlettiği dünyada ve toplumsal yapıda tarım, insanoğlunun doğayla işbirliği yaptığı ya da yapabildiği tek alandır.

Tarım ve doğaya uygun tarım sanayi insan ve doğa ile barışık yaşayabilmesinin yegane üretim ve tüketim ekonomisi modelidir.

Tarımı ve özellikle güvenli tarımı yeniden keşfetmeden ve onu egemen kılmadan insanoğlu pisliklerden, hastalıklardan ve yalnızlıklardankurtulamayacaktır.

Tarım insan, toprak, hayvan, bitki demektir.
Tarım olmadan hayat olmaz.
Hayatın bu kadar zorlaşması tarımın kapitalizme teslim oluşu ile ilgilidir.

Kapitalist üretim ve bölüşümün el attığı her şey kirlenir, bozulur ve vahşileşir.
Tarımı vahşileştiren de kapitalist üretim ve tüketim tarzıdır.

Etiketler:

28 Eylül 2016 Çarşamba

Mücadele yaşama sevincini yitirmemektir



DERT YANARAK PASİFİZE OLMAK YERİNE, TOPLUMSAL AMAÇLI YARARLI OLMAYI SEÇMEK EN İYİ MÜCADELE BİÇİMLERİNDEN BİRİSİDİR.
Kötü bir ve adil olmayan bir sistemde, o sistemin gerektirdiği kimlik ve kişilik koşullarını taşımıyorsanız, etkili veya etkin konumda olamazsınız.
Eğer etkili ve etkin konumdaysanız; 
Ya o sisteme entegre olmuşsunuzdur, yani kötü ve adil değilsinizdir.
Ya size ihtiyaç vardır ve bir müddet oradasınızdır,
Ya da her şeyinizden ödün vererek kötü ve adil olmamayı seçmeden konumunuzun etkili ve etkinliğini başkalarına bırakmışsınızdır. Yani orada bir figürsünüzdür.
Bu gerçeği kabul ederek yaşamak ama yaşama enerjisinden ve üretkenliğinden vaz geçmemek asıl önemli ve değerli olandır.
Bu bağlamda yeteneklerinizin, liyakatınızın ve taşıdığınız tüm olumlu koşul ve özelliklerin bir şey ifade etmediği ya da çok şey ifade etmediği toplumsal bir yapıda bunalıma girmek ya da pasifize olmak yerine mücadeleyi seçmek ve yararlı olma koşulları peşinde koşmak asıl zor ve anlamlı olan iştir.
Mücadele sadece protesto etmek değildir. Mücadele ilkeli duruşta ısrar etmek, tüm olumsuz koşullara rağmen ayakta kalarak üretmeye ve yaşam enerjisini sürdürmek demektir. Ama illa ki toplumsal yararlılık peşinde koşmaktır.

Etiketler:

23 Eylül 2016 Cuma

YALNIZLIK VE ÇARESİZLİK ÜZERİNE


Aynı dünyada, aynı insanların yalnızlığı nedir ki?
Artık aynı şehirde, aynı semtte, aynı mahallede, aynı sokakta, hatta aynı evde, aynı insanların yalnızlığı zamanlarındayız çoktan beri...
Kalabalıklardaki yalnızlık ya da yalnızların kalabalığı dedikleri.. Nicel olarak artarken, nitel olarak kaybolmak bu olsa gerek..
İki yaşam biçimdir bizi kurtaracak olan;
Niteliksiz kalabalıklardan kaçıp gerçek/nitel gerçek yalnızlığı yaşamak ve örgütlenerek kalabalıklar içinde yalnız kalmamak...

Etiketler:

18 Eylül 2016 Pazar

TARIK AKAN'IN ARDINDAN VEDA YAZISI


(Tarık Akan'a saygı duymak için önemli neden)

Bazı kişilerin Tarık Akan'ın arkasından neden küfürler ettiğini anlamak mümkün.. Bazı kişilerin ise bir Türkiye sanatçısının ardından topluma yönelik bir kaç cümle ile taziyede bulunmayışlarını ya da bir kaç cümle ile "iyi" cümleler kurmamış olmalarını kabul etmesek de anlamak mümkün...
Çünkü onlar kendilerinden görmedikleri kimseyi sevmiyorlar ve saygı duymuyorlar.. Bunu epey zamandır biliyoruz. Varlık nedenleri ve varoluş formasyonları budur çünkü...

Bazı solculara ne demeli peki?
Onların da bazılar Kürt'ler ve Kürtlük meselesi ile ilgili olarak yeterince Kürt'çü bulmadıkları, hatta Kemalist ya da ulusalcı buldukları Tarık Akan'a yönelik saygın olmayan yazılar yazmaya koşullanmışlardır. Onunla ilgili olumlu şeyler söylememek için bir hayli çaba sarfetmektedirler. En azından Seyit Ali'ye yapılmamalıdır bu.... Öyle değil mi?
Kimileri de onun kadar cesur olamadıkları halde sözüm ona sınıf mücadelesi bağlamında çok bir şey ifade etmediğini, savrulduğunu ifade eden süslü laflarla "materyalist hatimler" indirmekle meşguller.
Her neyse;
Tarık Akan'a saygı duymak ve arkasından olumlu şeyler söylemek için basit ama önemli gerekçe şudur;
Hem uzun boylu olacaksın, hem uzun boylu olduğun halde sırtında kamburun olmayacak, omuzların da yeterince geniş olacak... Yetmezmiş gibi memleketin en güzel yüzlü ve en yakışıklı insanı olacaksın, tüm bunlar da yetmezmiş gibi hem şöhretin ve hem de bir zamanlar sırtını dönebildiğin paran olacak, en önemlisi de yaptığın işi evrensel ölçülerde kabul görecek düzeyde bir yetkinlikle yapmış olacaksın....
Ve bunca farklılığına rağmen "sıradan insanlara" asla tepeden bakmayacaksın... Ayrıcalıklı olmayı istemeyecek, protokol adamı olmayacaksın.

Bu koşullara sahip olduğu halde onun gibi davranan başka bir adam gösterebilir misiniz?
Gösteremezsiniz... Gösterseniz de Tarık Akan türevi birkaç insandır geriye kalan.
Bugün iki dizide oynadı diye yeni yetme soytarı sanatçı bozmalarının yanına yaklaşamıyor kimse?
Yine bugün iki şarkı üç türkü söyledi diye pahalı jeep'lerinden inmeden ve insanların yüzüne dahi bakmadan röportaj veren soytarılara temas dahi edemiyor hiç kimse.
Bugün siyasetten, şarkıcılığa, şarkıcılıktan ticarete ünlü ve paralı zibidilerin dünyasında herkese tepeden bakılan bir taşra müptezelliğinde, hayran olanlar ile hayran olunanlar vasatlığının uçsuz bucaksız toplumsal çöllerinde Tarık Akan gibi insanlara, elbette onları kutsallaştırmadan yüceltmek bir sorumluluk ve bir görev olsa gerektir.
Her şeye rağmen salt "ulaşılmaz" olmadıkları için saygın olmayı hak eden herkese selam olsun...

Etiketler:

13 Eylül 2016 Salı

Okumak


Yazacak bir şeyler bulamıyorsa insan,
Ya da hep aynı şeyleri yazıp, kendini tekrara düşüyorsa,
Eksik olan öncelikle yazmak ve yazabilmek yeteneği sorunu değil, yapılmış olan okumaların azlığındandır.
Okumayan insan sadece dinleyen insandır... Bir insan ne kadar çok ve daha önemlisi ne kadar farklı şeyler dinleyebilir ki...
Okumalar insanı dillendirir.
Dillenmek illa ki konuşmak değil, yazmaktır da...
Okumalar insanın en kolay, en sömürüsüz, en eşitlikçi zenginleşmesidir...
Okumalar aklın giderek özgürleşebilmesinin araçlarından birisidir.

Etiketler:

12 Eylül 2016 Pazartesi

Kurban Olana Dair Hisler


İpini koparıp kaçan dananın tarafını tutmayan var mı aramızda? 
Yok...
(Hatırlayın; İspanyol matadora duyduğumuz öfke ile boğanın arada bir de olsa matadorun bir tarafına sapladığı boynuzuna hiç üzül(e)mediğimizi)...
Eee o halde?...
Çelişkilerimizi bir tarafa bırakalım...
Duygularımız ile düşüncelerimiz koşut olsun.
Düşüncelerimiz sadece bize aktarılanlar değil, bizim özgür aklımızın da ürünü olsun..

Etiketler:

SEVMEK ÜZERİNE


"Ben gidiyorum, geliyor musun"? Diyene değil, 
"Sen gelmiyorsan ben de gitmiyorum" diyene bakmalı insan.
Çünkü değer vermek, değer verdiğin için kalabilmeyi becerebilmektir.
Ve dahası gitmek isteyip de değer verdiği için gitmediği halde, kalarak mutlu olmayı da becerebilen kişidir seven insan.
Çünkü sevmek gitmek değil, kalmaktır daha çok.
Ve sevmek birisi için kalıp hem kendini, hem de onu mutlu kılabilmeyi becerebilmektir.



Etiketler:

11 Eylül 2016 Pazar

KURBAN ETME MESELESİ

Kurban olunmaktan, kurban olmaktan, kurban etmekten, kurbana sığınmaktan, kurban ile aldanmaktan, kurban ile aldatmaktan uzak olmanın mümkün olabileceği bir dünya düzeni kolay görünmemektedir. Bunun için "akıl devrimi" gerekir.
Kurban meselesi Bir hayvanı keserek "hayırlara vesile" olmak meselesi değildir. 
Bu hale getirilmiş ve dönüştürülmüştür.
Kurban olma bir felsefedir.
Bu daha büyük ve daha evrensel büyük bir meseledir.
Kurban ontolojik olarak kendisi bir meseledir. Hatta kavramın kendisi dahi meselenin yansımasını oluşturur.
Eğer kurban olgusunu ve varlık nedenini insanın "en değerlisini" feda edecek denli sevmesin, inanması kast ediliyorsa, sormak gerekmez mi? Neden feda etmek diye?
Bu durumda feda edilenin yaşam hakkını, önemini ve değerini nereye koymak gerekir?
Ve sormak gerekir neden kendini feda etmek değil de, en sevdiğini feda etmek argümanı üzerine kurgulanmış bir mevzudur şu kurban?
Ve sonunda en sevdiğini feda etmek yerine başka bir şeyi feda etme olanağına elde ederek ödüllendirilmiş olmaya uzanan uyanıklığın cezbedici hükümranlığı...
Kendisini kurban etmeyi hiç düşünmeyen geleneğin, "kurban" etmeye uzanan tarihsel nedensellikleri sürecinde, birilerinin birileri için yok etmeye dayalı bir yaşam biçimi, insanın kendisiyle ilgili düzen arayışlarının ve düzen kurgulamalarının sonucu değilse başka nedir?

Etiketler:

DÜNYA DÜZENİ

Neredeyse her ülkede ve dolayısıyla tüm dünyada yaşam düzeni varlıklı insanların daha iyi yaşayabilmeleri için düzenlenmiş ve düzenlenmektedir...
Kim daha iyi yaşamak istiyorsa varlıklı olmak zorundadır.
O halde varlıklı olmayanlar ve olamayacaklar için geriye bir seçenek kalıyor, varlıklı insanlara hizmet etmek...
Böyle bir dünya düzeni olmaz.
Varlıklı olmayanların varlıklı olmaya odaklanmış yaşam motivasyonu ile yine varlıklı olmayanların, varlıklı olanları daha varlıklı kılmak için düzenlenmiş bir dünya düzeni kaotik bir yaşamdır. Bu bağlamdaki düzen denilen şey aslında başlı başına bir düzensizliktir.
Dünyayı varlıklı insanlar için "cennete" çeviren ve bu cenneti uzaktan da olsa gören, duyan ve hisseden insanlara bu yetmez ve elbette yetmemelidir.
Oysa herkes "insan" gibi çalışmalı, "insan" gibi eğlenmeli..
Bu ne pis bir hayattır böyle..
Örneğin bayramlar... Yoksulların yoksulluklarının yüzlerine vurulmasından ve yoksul olduklarının kabul ettirilmesinden başka nedir ki?
İyilik mi?
Paylaşmak mı?
El vermek mi?
Elbette hayır... Bayramlar "yeryüzü cennetindeki varlıklıların lütfu !!, "yeryüzü cehennemindeki insanların ise sessiz kabullenişidir"...

Etiketler: ,

8 Eylül 2016 Perşembe

KADIN VE ERKEK EŞİT DEĞİLDİR


Kadınla erkek eşittir diyorlar..
Mümkün mü bu?
Olabilir mi böyle bir şey?

Annelerimizden, kız kardeşlerimizden eşlerimizden, halalarımızdan, teğzelerimizden, kızlarımızdan, yengemizden biliyoruz.

Kadın erkek ile eşit olmaz... Olamaz
İçinde bir parçayı büyütecek sonra onu içinden koparıp doğuracaksın ama buna karşın asla eksilmeyecek, aksine çoğalacaksın,
Her ay kanayacaksın ama asla tükenmeyeceksin,
Dışarıda çalışıyor olmana rağmen aynı biçimde evinde de çalışmaya devam edeceksin,
Çok eşliliğe daha uygun olduğun halde tek eşlilik konusunda daha hassas, vefalı ve sadık olacaksın,
Her koşulda katlanmayı ve her koşulda toparlayıcı olmayı daha iyi becereceksin,
Ama tüm bunlara rağmen erkekler ile eşit olacaksın.
Olmaz.... Kadın ile erkek eşit olamaz.
Çünkü kadınlar erkeklerden daha üstündürler...

Etiketler:

7 Eylül 2016 Çarşamba

İNSANI BELİRLEYEN ŞEY


Hangi koşullarda, hangi coğrafyalarda yaşıyor olursak olalım, küçük ya da büyük yaşamlarımızda bizi belirleyen tek şey;
O söz konusu yaşamlarımızda ne yapmadığımız değil, ne yaptığımızdır...
Çünkü yapmadıklarımız ile kendimizi, yaptıklarımız ile kendi dışımızdakileri etkileriz.
İnsan etkilediği/fark yarattığı/değiştirdiği/dokunduğu kadardır..
İnsanı belirleyen şey;
Yaşadığı topluma, yaşadığı dünyaya sunduklarıdır.

Etiketler: