19 Aralık 2015 Cumartesi

NE YAPMALI?



HAYATA DAİR
Eğer hayata ve yaşananlara dair bir düşünceniz, bir amacınız ve bir itirazınız varsa başınıza mutlaka bir şeyler gelir.
Gelmiyorsa bu hayata ve yaşananlara dair kayıtsızlığınızdan değildir. Muhtemelen ve çoğu zaman düşünce, itiraz ve amaç ile ilgili beceriksizliktendir.
Beceriksizlik ise esasen önce rehbersizlikten sonra da örgütsüzlüktendir.
Lakin rehber ve örgütlülük dediğin insanın yaratıcılıklarını ve bireyselliğini engelleyen bir gerçekliği de içinde barındırır çoğunlukla.
Ne yapmalı?
On yıllardır sorulan bir sorudur bu.
Kült olmuş kitabı dahi vardır. 
Çoğu zaman cevap kendiliğinden değil elbette ama birden bire ortaya çıkar.
İnsanlar kriz anında düşünürler ve harekete geçerler en çok. Çünkü başka çare kalmamıştır. Harekete geçmek tek seçenektir.
Aksi sonsuz hareketsizliktir çünkü...

Etiketler: , ,

17 Ekim 2015 Cumartesi

Toplumsal Evrim Mekaniği Ya da Sistemin İşleyişi


Yazanlar çoğaldıkça okuyanlar azaldı. Oysa doğru orantılı olması beklenir. Yazanlar arttıkça okuyanların da artması gibi.
Keza eleştirenler çoğaldıkça öneri sunanların azalması, sorun yaratanların çoğaldıkça çözüm bulanların azalması aynı şekilde ortaya çıkabilmektedir.
Bu aslında kendi içinde olumsuzluğun iç tutarlılığıdır.
Düşünsenize tüketenlerin çoğaldıkça üretenler azalması ne anlama gelir?
Bu aslına bakarsanız insancıl ve rasyonel olmayı uyumlu bir şekilde sistematik işleyişte bir yere oturtamamış olmanın dışa vurumudur.
Toplumsal ve ekonomik olarak çelişkili olan bir durumdur bu. Bir kısır döngü gibi bir şey. Ama özünde zamanın ve zamanı yönetenlerin varlık nedenlerinin ve varlık gerekçelerinin doğal bir sonucudur yaşananlar.
Muhtemeldir ki, zaman ve toplum ilişkisi, nesnel koşullardaki algılama değişimi ile süreci gerçek ve olması gereken tutarlılığına oturtacaktır. Ve süreç farklı işlemeye da başlayacaktır.
Örneğin anlamlı bir biçimde tüketenler ile birlikte üretenler de artacak ve değişim işte o zaman yeniden evrilecektir. Okuyanın azaldığı ama yazanın çoğaldığı bir yapı ne derece çağı yakalayabilir ki?
Umut, üretenlerin çoğalması gereken bir yapıyı kurmaktan geçiyor.
Ama bekleyerek ve kendiliğinden olacak bir iş değil bu.

Etiketler: ,

1 Temmuz 2015 Çarşamba

TOPLUMSAL SAĞIRLIK VE DİLSİZLİK


Konuşulanları duymayacak, Duyduklarını ise anlamayacak kadar sağırsan, muhtemelen anlattıklarını duyuramayacak, duyurduklarını dinletemeyecek kadar da dilsizsin demektir.

İnsan sağırsa dilsiz, dilsizse sağır olur. Kötüsü sağırlığın ve dilsizliğin toplumsal boyutlara ulaşmış sosyal bir hastalık olarak herkese bulaşmış olmasıdır.
Üsttekiler alttakileri, alttakiler daha alttakileri duymamak ve onları dinlememek üzerine kurgulanmış bir hayatın insanlarıyız.
Muhtemeldir ki, alt üst meselesinin aynı zamanda dinlememek ve duymamak demek olmadığının anlaşıldığı bir yaşam bir çok şeyi çözse de, böylesi bir beklenti hayaldir.
Asıl çözüm alt üst diye bir şey kalmadığında, insanlar gerçekten eşit olduğunda ve değer olarak öne çıktığında, sağırlık da dilsizlik de bitecek.
Demek ki bütün sorunun çözümü önce toplumsal bir altüst oluşta.
Sonrasında ise kimsenin bir altının ve üstünün olmayışında.

Etiketler: , , ,