30 Temmuz 2014 Çarşamba

2014 YILINDA NAMUSLU KADIN TANIMINDAN HAREKETLE BİR KAÇ SÖZ..

“Haya meselesi çok önemlidir. Kadında olsa daha da güzeldir. İffet de çok önemli. Sadece bir isim değil, kadın için bir süstür iffet. Erkek için de bir süstür. Erkek zampara olmayacak. Kadın da iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak. İffetini koruyacaksın!” diyor Bülent Arınç. 

Buradaki paradoks Bülent Arınç'ın daha çok kadın üzerinden yaptığı "namuslu insan" tanımlamasının ağırlıklı olarak kadın üzerinden yapılması değildir.. Dikkat edilirse zat-ı muhteremin namusluluk tanımlamasında kadına düşen rol daha fazladır ve tamamen cinsiyetçi davranışlar ile açıklanır. Bu başlı başına bir garabet, başlı başına cinsiyetçi bir bakış ve egemen cinsiyetin erkek olduğu kabulüne dayalı bir görüşün yansımasıdır.

Aslına bakarsanız tutarlıdır adam... Fikir ve zikir konusunda yani...

Ama buradaki asıl paradoks, kadının namuslu olmasındaki rolünü böylesine tanımlayan ve ortaya koyan  kişinin ve mensup olduğu partisinin iktidarının temel aktörlerinin sözünü ettiği kadınlar olmasıdır. İşte o kadınlar, yani sözü edilen "namuslu kadınlar" söz konusu kişi ve onun partisinin iktidar olmasını sağlayan kadınlardır. Günümüzde ev kadını statüsüne sahip, okuma yazma oranı düşük, herhangi bir entellektüel ilgi alanı olmayan kadınlarımızın % 60'ı bugünün iktidarının seçmen aktörleridir. Bunlar araştırmalar ile ortaya koyulmuş gerçek verilerdir.

Durum böyle olunca iffetli kadın tanımının "ulu orta kahkaha atmayan", "erkeği görünce hafif kızaran" ve "gözlerini kaçıran kadın" olarak yapmak oldukça tutarlı görünmektedir aslında... Çünkü sözü edilen kadınlar hem yönetilmeye hem de daha önemlisi adı demokrasi olan ve göstergesi sadece seçim olan ilkel demokratik rejimlerde "mutlak yöneteni" seçecek  kişiler olunca, onların "iffetli olması" elbette muteber ve tercih nedeni olmaktadır.

Bir de asıl olarak "namus" meselesini cinsiyetçi bir bakış açısıyla cinsellik üzerinden değil de yalan, hırsızlık, riyakarlık, ikiyüzlülük, tembellik, hak etmediği halde verilene hayır dememe, dedikodu, ispiyonculuk, işbirlikçilik gibi sosyal kimlik ve kişilik üzerinden yaşamla ilgili olarak ele almak gerekmez mi?  
İşte o zaman görürüz ki; namusluluk tanımlamasında kadınlar ve erkekler diye bir ayrım yapılması olası değildir. Tüm insanlar namus konusunda öyle ya da böyle defoludurlar. Özellikle de bu anlamda "namussuzluk" evrensel bir dert olduğu kadar daha çok da kültür, az gelişmişlik, kapitalizm ve feodalizm ekseninde  değişiklikler gösteren bir davranış biçimidir.

Etiketler: , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa