26 Temmuz 2015 Pazar

VİCDAN VE AKIL KURUMASI

Eğer düşüncelerimiz, inançlarımız, dünya görüşlerimiz bazı ölümlere duyarlı bazı ölümlere duyarsız olmamıza neden oluyorsa ne o düşünceden, ne o inançtan ne de o dünya görüşünden hiç bir yarar gelmez bu dünyaya ve bu insanlara.
O düşüncelerin de, o inancın da, o dünya görüşünün de yerin dibine batsın.
Eğer olağan olmayan ölümlere, öldürmelere ve katliamlara nereden ve nasıl gelirse gelsin, bizden ve bizden olmayan ayrımı yapmaya başlamışsak, düşüncelerimiz, inançlarımız ve dünya görüşlerimiz vicdanımızı ele geçirmiş demektir.
Ele geçirilen vicdan kurur.
Kurumuş vicdana sahip insanlardan da yine bu dünyaya ve bu insanlığa bir fayda gelmez.
Suruç'ta katledilen 32 gencecik insana da, Adıyaman'da katledilen askere de, Urfa'da katledilen iki tane polise de kahrolacaksın.
Hem de ne kahrolmak, o gece uyumayacaksın. Ertesi gün yemek yerken kendini suçlu hissedeceksin.
Öldürülenlerin bir kısmı için hiç bir şey hissetmemek ve sevinmek tam anlamıyla bir sapkınlıktır. Onu geçtim. Onlar zaten iflah olmaz, çünkü onlar kurumuş bir akıl ve kurumuş bir vicdan ile yaşamaktadırlar.
Benim derdim akıl ve vicdan kurumasına uğramamış olanların dahi aynı yolun yolcusu gibi davranmalarıdır.
Sırf oy verdikleri parti lideri, inandıkları din, savundukları düşünce böyle söylüyor diye insan kendi aklını ve vicdanını teslim eder mi?
KANAYAN VE ACIYAN BİR VİCDAN ÖNCE İNSAN OLMA ONURU VE BAĞIMSIZ DÜŞÜNEBİLME AYRICALIĞI DEMEKTİR.
İNSAN NE YAPIP ETMELİ, ÖNCELİKLE VİCDANINI HEP DİRİ VE HEP CANLI TUTMALI... KURUMASINA İZİN VERMEMELİ, VARSIN KANASIN...VARSIN ACISIN.

Etiketler: , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa