28 Şubat 2015 Cumartesi

KİMİ İNSANLAR İŞTE BÖYLEDİR...


Kimi insanlar işte böyledir.
Dünyaya gelirler ve yaşadıkları dünyaya aldıklarından daha fazlasını vererek giderler.
İşte bu tür insanlar sayesindedir ki; Dünya, hala yaşanılan bir yer olmaya devam etmektedir.
Dahası bu insanların bir kısmı, dünyadan ve toplumdan aldıklarının daha fazlasını dünyaya ve topluma vermekle kalmayıp, öyle şeyler yaparlar ki; yaptıkları ile fark yaratırlar ve işte bu fark bazen bir şiir olur, bazen bir roman, bazen bir mücadele bazen de tutkulu bir aşk.
Ama daha da mühimi, illa ki "insana insan gibi bakmak" olur.
Kimi insanlar vardır, başlarına ne gelirse gelsin asla kindar bir insan olmazlar.
Onlar; yağmurun ve güneşin altında yalbır, yalbır yanan kaya parçası gibidirler ve kâh koyun ağıllarının duvarlarında bir taş olurlar, kâh güneye bakan yamaçlarının hemen altında karıncalara yuva.
Kollamak ve kucaklamak neymiş, sarmak ve sarmalamak nasıl olurmuş bu insanlar sayesinde öğrenir, bu insanlar sayesinde biraz olsun utanmaktan uzaklaşır ve insan olma onurunu yaşarsın.

Sözün özü bazı insanlar vardır, arkasından bir şey söylemeye değil, onun gibi yaşamaya, onun gibi sevmeye ve mümkünse onun gibi "iyi bir şeyler" yapmaya gerek vardır.

Etiketler:

27 Şubat 2015 Cuma

İNSAN, DOĞA, ANNE, EĞİTİM VE OKUL ÜZERİNE..

Bir insan için en kalıcı eğitim;
İçinde yaşadığı Doğa ile yanı başındaki Annesidir.

Sonra Baba, çevre ve okul gelir..

En doğru öğrenme biçimi olan Doğa ile en sıcak öğrenme şekli olan Anne eğitimi insan hayatının görüp görebileceği en güzel şeydir.

Okulu önemli ve daha değerli kılmanın tek yöntemi, "doğa kadar doğru", "anne kadar sıcak ve güvenilir" bir eğitim yaklaşımı ve öğretisi ile mümkündür.



Etiketler: ,

AŞK ÜZERİNE...



Aşk zenginliktir.
Ama aşık olmanın birisini zengin kılıp kılmayacağı ise belli değildir.
Çünkü zenginlik, aşk değildir.
Aşkın ne zaman geldiği ve geleceği belli olmasa da, ne zaman gittiği ve gideceği bellidir. Çünkü aşk, aşık oldum diye söylemeden başlayan ama aşığım demekle de sürdürülebilen bir his değildir.
Aşk sadece her önüne gelenin yaşadığını sandığı kimyasal bir duygu kalkışması durumu olsaydı eğer,
Aşk üstüne bu kadar söz edilir miydi hiç?


Etiketler:

9 Şubat 2015 Pazartesi

MEMNUNİYETSİZLİKTEN NEFRETE DÖNÜŞEN MUHALİF DUYGU (AKP GERÇEĞİ)

Sizi iktidar yapan bir kitle ve hatta çoğunluk olabilir. Bu elbette bir şeydir.
Ama sizi iktidara taşımamış olan bir kitle de vardır. Bu da bir şeydir. Ve hatta eğer konu ve amaç demokrasi ise sizi iktidara taşımamış olan kitle çok daha mühimdir.
Burada başka bir konu daha var.
İster bir kişi, ister bir kurum ya da isterse bir düşünce olsun hiç fark etmez.
Söz konusu kişi ya da kurumdan memnun olmayanlar sayısal olarak artmıyor olabilir. 
Lakin memnun olmayanların sayısının artmıyor olması başka bir şey memnuniyetsizliğin öfkeye, nefrete ve düşmanlığa dönüşmesi başka bir şeydir.
Asıl olan ve üzerinde önemle durulması gereken şey memnun olmayanların duygu ve düşüncelerinin nereye doğru evrildiğidir.

Bugün AKP iktidarına yönelik duygu ve tutumlar sadece memnun olmama değil giderek artan bir nefret ve öfke biçimini almıştır.
Çoğunluk sizi iktidara taşır ve orada tutabilir. Bu demokrasilerin ilk basamağıdır sadece.
Demokrasilerde asıl olan sizi iktidara taşımayanların size karşı tutumu sadece memnun olmama sınırında olmalıdır. Daha ötesi büyük bir problemin varlığına işaret eder.

Demokrasilerde iktidarlar kendisini iktidara taşımayanların da iktidarıdır. Dolayısı ile demokrasilerde asıl başarı ölçütü kendisini iktidara taşımayan kitleleri memnun edebilme becerisidir.
Ama AKP, ne yazık ki iktidarda kaldığı bunca zamandır kendisini iktidar yapan kitleler ile yapmayan kitleleri yapay olarak bir ayrımcılığa sevketmiş, bizden ve bizden olmayanlar stratejisini kendisini var etme yöntemi olarak kullanmış ve kullanmaya devam etmektedir.
Bu strateji sizi iktidar yapar lakin Türkiye'yi kucaklamanıza yetmez. Nitekim yetmemiştir de. Çoğunluğu çoğulculuğa dönüştüremedikten sonra, dahası memun olmayanları sayıca az diye ötekileştirip hatta birileri ile bir olup bir çok eziyetler edip onlarda bir nefret ve düşmanlık oluşturduktan sonra bir dönem daha iktidar olsanız ne olur olmasanız ne olur?
1980 sonrası Türkiye için öngörülen tarihi projeksiyon küresel dünyanın parçası olan, anti-ulusalcı, ılımlı İslamcı, postmodern Osmanlıcı BİR TÜKETİM TOPLUMUDUR.
Bu tarihi-toplumsal görev ve misyon ANAP ile başlayan ve onun ikinci etabı olan mevcut iktidar ile sürmektedir. Bu ikinci etap da bitmek üzeredir.
Sonuç olarak Türkiye toplumu hiç böylesine büyük bir sosyal bölünmüşlük ve ayrımcılık yaşamamıştır. ANAP dahi bu işi bu kadar ileriye götürmemiştir.

Etiketler:

ERTELENEN İŞÇİ GREVLERİ, İKTİDAR VE MUHALİF TUTUM ÜZERİNE.


Mevcut iktidar da tıpkı önceki sağ iktidarlar gibi çalışan, ücretli emek insanları dediğimiz başta İŞÇİ SINIFI olmak üzere kitleleri çok sevmiyor.
Ve fakat ne ilginçtir ki; iktidarının varlığını ve devamlılığını da bu sınıf insanlarına borçlu.
İşte bu Türkiye'nin en içinden çıkılmaz gibi görünen paradoksudur.  
Bu paradoks çözümlenmedikçe ki; çözümlenmesi kolay değildir, lakin 1978'lerde  "su kullananın toprak işleyenin" temelinde şekillenen bir siyasi paradigma örneğini bu ülke en canlı biçimiyle yaşanmıştır.
Ama bunun için emek insanları dediğimiz başta işçi, köylü olmak üzere memurlardan oluşan dar gelirli kitlelere açık-somut ve ulaşılabilir hedefler sunmak gerekir.
Bu işler kuram ve teori temelinde ve çok daha önemlisi tutarsız HALKÇI görünme lafazanlıkları ile asla gerçekleşemez ve gerçekleşemeyecektir. Çünkü bu ülkede en büyük dertlerden birisi muhalif tutarsızlıktır. Ya da daha doğru söylemiyle muhalefetin söylediği ile yaşadığı arasındaki tutarsızlıklardır.
Mevcut iktidar bakınız ON YILDIR SENDİKASIZLAŞTIRMA VE TAŞERONLAŞMA KONUSUNDA dünyada benzeri çok az olan bir eylem planını hayata geçirdi. Bununla da yetinmeyerek sendikasızlaştırmadığı veya sarı sendikaya dahil edemediği İşçi sınıfının grevlerini MİLLİ GÜVENLİK GEREKÇESİ SÜREKLİ ERTELİYOR.
Bu şu anlama gelmektedir; Mevcut iktidar bu ülkede en büyük “milli” tehlikenin işçi sınıfı olduğu biliyor ve bunu kanıtlıyor.
Buna rağmen seçimler ve referandumlar kazanmaya devam ediyor.
Bu bir iktidar başarısı kadar bir iktidarsızlık başarısıdır da.
Başta muhalif kitle partileri olmak üzere “iktidarsızlığın başarısında” temel etkendirler.

İktidarların din, gelenek ve görenekler üzerinden malzeme üretmesini engelleyememek bir iktidar suçudur ancak aynı zamanda da muhalefet beceriksizliğidir.

Etiketler: , , ,

3 Şubat 2015 Salı

Doğru Bildiğimiz Yanlış, Asıl Doğru Olan ve Bu Neyi Değiştirir?



Doğru insan, cömert insan, iyi insan, dürüst insan olmaz.
Doğru davranan, cömert davranan, iyi davranan, dürüst davranan insan vardır. 

Dolayısı ile eylem ve eylemlerdir aslında iyi veya kötü olan. İnsan kendisi değil, eylemleridir yararlı veya zararlı olan.

Uzun insan, kısa insan, şişman insan, zayıf insan siyahi insan, beyaz insan olur.
Lakin iyi veya kötü ya da edepli yada edepsiz insan olmaz. İyi davranış, kötü davranış, edepli ya da edepsiz davranış olur.

Dolayısıyla insanların eylemleridir sıfatlandırılması gereken insanın bizzat kendisi yani nesnel olarak var oluşu değildir.

Örneğin cinayet işleme potansiyeli insanı katil yapmaz, ancak cinayet işlemesi katil yapar.

Şimdi buradan hareketle zaten bizler birbirlerimizi değerlendirirken kimlik ve kişilik açısından birbirlerimizle ilgili yargılarda bulunurken nelere bakıyoruz; birbirimizin siuetine mi yoksa eylemlerine mi?
Elbette eylemlerine....  

Peki diyelim ki hayatı bu şekliyle kavramaya ve yaşamaya başladık. Bunun yararı nedir?
Gayet basit. 
Öncelikle toplumu oluşturan insanlar, ülkeyi oluşturan toplumlar birbirlerini sadece davranışları yani eylemleri ile değerendirir ve yargılarlarsa kavgalar, bölünmüşlükler, ayrışmalar ve ötekileştirmeler en aza iner. Bu güzel bir hayat için çok ama çok mühimdir.

Dahası eğitim denen önemli süreci "insanı eğitme" işi olarak görmeyiz. Çünkü insanlar eğitilmez. Eğitim insanların doğru, yararlı, iyi eylemler yapmasını sağlama işidir. Eğitim iyi insan, doğru insan, yararlı insan yetiştirme işi değildir.
Eğitimi bu paradigma üzerinden inşa edebilirsek, eğitim hem daha kolay, hem daha ekonomik, hem daha az sorunlu bir alan olacak, zaman ve emek daha değerli kullanılmış olacaktır.

Etiketler: