9 Şubat 2015 Pazartesi

ERTELENEN İŞÇİ GREVLERİ, İKTİDAR VE MUHALİF TUTUM ÜZERİNE.


Mevcut iktidar da tıpkı önceki sağ iktidarlar gibi çalışan, ücretli emek insanları dediğimiz başta İŞÇİ SINIFI olmak üzere kitleleri çok sevmiyor.
Ve fakat ne ilginçtir ki; iktidarının varlığını ve devamlılığını da bu sınıf insanlarına borçlu.
İşte bu Türkiye'nin en içinden çıkılmaz gibi görünen paradoksudur.  
Bu paradoks çözümlenmedikçe ki; çözümlenmesi kolay değildir, lakin 1978'lerde  "su kullananın toprak işleyenin" temelinde şekillenen bir siyasi paradigma örneğini bu ülke en canlı biçimiyle yaşanmıştır.
Ama bunun için emek insanları dediğimiz başta işçi, köylü olmak üzere memurlardan oluşan dar gelirli kitlelere açık-somut ve ulaşılabilir hedefler sunmak gerekir.
Bu işler kuram ve teori temelinde ve çok daha önemlisi tutarsız HALKÇI görünme lafazanlıkları ile asla gerçekleşemez ve gerçekleşemeyecektir. Çünkü bu ülkede en büyük dertlerden birisi muhalif tutarsızlıktır. Ya da daha doğru söylemiyle muhalefetin söylediği ile yaşadığı arasındaki tutarsızlıklardır.
Mevcut iktidar bakınız ON YILDIR SENDİKASIZLAŞTIRMA VE TAŞERONLAŞMA KONUSUNDA dünyada benzeri çok az olan bir eylem planını hayata geçirdi. Bununla da yetinmeyerek sendikasızlaştırmadığı veya sarı sendikaya dahil edemediği İşçi sınıfının grevlerini MİLLİ GÜVENLİK GEREKÇESİ SÜREKLİ ERTELİYOR.
Bu şu anlama gelmektedir; Mevcut iktidar bu ülkede en büyük “milli” tehlikenin işçi sınıfı olduğu biliyor ve bunu kanıtlıyor.
Buna rağmen seçimler ve referandumlar kazanmaya devam ediyor.
Bu bir iktidar başarısı kadar bir iktidarsızlık başarısıdır da.
Başta muhalif kitle partileri olmak üzere “iktidarsızlığın başarısında” temel etkendirler.

İktidarların din, gelenek ve görenekler üzerinden malzeme üretmesini engelleyememek bir iktidar suçudur ancak aynı zamanda da muhalefet beceriksizliğidir.

Etiketler: , , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa