ERTELENEN İŞÇİ GREVLERİ, İKTİDAR VE MUHALİF TUTUM ÜZERİNE.
Mevcut iktidar da tıpkı önceki sağ iktidarlar gibi çalışan,
ücretli emek insanları dediğimiz başta İŞÇİ SINIFI olmak üzere kitleleri çok
sevmiyor.
Ve fakat ne ilginçtir ki; iktidarının varlığını ve devamlılığını
da bu sınıf insanlarına borçlu.
İşte bu Türkiye'nin en içinden çıkılmaz gibi görünen
paradoksudur.
Bu paradoks çözümlenmedikçe ki; çözümlenmesi kolay değildir, lakin 1978'lerde "su kullananın
toprak işleyenin" temelinde şekillenen bir siyasi paradigma örneğini bu
ülke en canlı biçimiyle yaşanmıştır.
Ama bunun için emek insanları dediğimiz başta işçi, köylü
olmak üzere memurlardan oluşan dar gelirli kitlelere açık-somut ve ulaşılabilir
hedefler sunmak gerekir.
Bu işler kuram ve teori temelinde ve çok daha önemlisi
tutarsız HALKÇI görünme lafazanlıkları ile asla gerçekleşemez ve
gerçekleşemeyecektir. Çünkü bu ülkede en büyük dertlerden birisi muhalif
tutarsızlıktır. Ya da daha doğru söylemiyle muhalefetin söylediği ile yaşadığı
arasındaki tutarsızlıklardır.
Mevcut iktidar bakınız ON YILDIR SENDİKASIZLAŞTIRMA VE
TAŞERONLAŞMA KONUSUNDA dünyada benzeri çok az olan bir eylem planını hayata
geçirdi. Bununla da yetinmeyerek sendikasızlaştırmadığı veya sarı sendikaya
dahil edemediği İşçi sınıfının grevlerini MİLLİ GÜVENLİK GEREKÇESİ SÜREKLİ
ERTELİYOR.
Bu şu anlama gelmektedir; Mevcut iktidar bu ülkede en büyük
“milli” tehlikenin işçi sınıfı olduğu biliyor ve bunu kanıtlıyor.
Buna rağmen seçimler ve referandumlar kazanmaya devam
ediyor.
Bu bir iktidar başarısı kadar bir iktidarsızlık başarısıdır
da.
Başta muhalif kitle partileri olmak üzere “iktidarsızlığın
başarısında” temel etkendirler.
İktidarların din, gelenek ve görenekler üzerinden malzeme üretmesini engelleyememek bir iktidar suçudur ancak aynı zamanda da muhalefet beceriksizliğidir.



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa