28 Aralık 2014 Pazar

CEMAATLERE KARŞI OLMAMAK NE ANLAMA GELİR?


Baştan söylemeliyim ki; Selahattin Demirtaş yaşam tutarlılığı, duruşu ve zaman, zaman ortaya çıkardığı toplumcu bakış açısı ile saygınlığı olan bir kişiliktir. Bu yazı onun kişiliği ile değil, oynadığı rol ve bir ifadesinden yola çıkarak durum değerlendirmesini amaçlamaktadır.
            Biliyorsunuz HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş; “Biz cemaatlerin varlığına karşı değiliz, İnsanların dini inançlarını cemaatler aracılığıyla yaymasına karşı değiliz. Dini cemaatlerin kendisi meşru yapılardır" demişti.
Demirtaş’ın bu ifadesi çok yadırganacağını sandığım bir ifade olmuştu. Çünkü uygar toplumlarda cemaat türü yapılanmalar olmaz, sivil toplum örgütleri olur. Cemaat türü yapılanmaların doğallığı şeyhler, şıhlar türü buyruk ve fetva kurumlarının da doğallığı anlamına gelir ki; uygar ve toplumcu yönetim ve yaşam biçimlerine ters bir oluşumdur bu. Bir arada olmaları mümkün değildir. Birisi varsa diğeri olmaz/olamaz.
Ama yanılmışım. HDP'nin içinden veya dışından, diğer tüm Kürt hareketini destekleyen muhalif gruplardan, yazar çizer takımından bir yadırgama ve bir karşı duruş söz konusu olmadı. Olacaksa bile henüz olmadı.
Peki bu durumda ben veya benim gibi çoğu "toplumcu ve sınıfsal bakış açısına sahip muhalif" kişilerin aşağıdaki belirtildiği gibi düşünüyor olmaları hakkı ve gerçekliği ortaya çıkmaz mı? Ayrıca ortaya çıkan söz konusu bu düşünceleri anlayışla karşılamak gerekmez mi? 
1. HDP, BDP ve diğer öncelleri gibi öncelikle Kürtçü bir partidir.

2. HDP ve Kürt hareketini destekleyen çoğu grup kadrocu ve biatçı bir yaklaşım içindedirler. Lider durumundaki kişinin eleştirilmesi ve söylediğine karşı çıkılması söz konusu değildir. (Erdoğan'ın her söylediğinin partili veya seçmenlerince kabül görmesi ve alkışlanması ile bunun arasında ne fark vardır?)

3. HDP ve Kürt hareketini destekleyen muhalif grupların birincil hedefleri sömürü düzeni, kapitalizm ve feodalizm değildir.

4. Feodalizmden kurtulmanın Kürt halkının en önemli ve en gerekli konu ve sorun olduğu HDP ve ilgili muhalif gruplar tarafından kabul görmemektedir.

5. Türkiye'de feodalizmin pratiğini oluşturan cemaatler, aşiretler, şeyhler ve şıhlar olgusunun HDP ve ilgili diğer muhalif gruplar tarafından çözümlenmesi gereken bir sorun olarak görülmemesi, özerklik ya da bağımsızlık durumunda nasıl bir Kürt toplumu ve halkı amaçlandığını da ortaya koyacak niteliktedir.

6. Bu durumda çoğu insanın Kürt hareketlerinin tarihsel süreci de göz önüne alarak temel hedefinin ve mücadele alanının tamamen "Türkiye Cumhuriyeti" olduğunu, Kürt halkının uygar ve laik bir toplum olması ile ilgili olmadığını düşünmelerinden doğal ne olabilir ki? 


Etiketler: ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa