12 Nisan 2015 Pazar

AKP, CHP, MHP VE HDP TOPLUMCU PARTİLER MİDİR?

Önce toplumculuğa, tanımlardan hareketle bir bakalım;

1. İnsanların birlikte yaşayışlarında toplumsal adaletin sağlanması için gösterilen her türlü çaba,
2. Her insana, insana yaraşır bir yaşam sağlamak üzere, kişiler ve sınıflar karşısında topluma üstünlük tanıyan görüşler, üretimi devletin düzenlemesini ve üretim araçlarının kamulaştırılmasını savunan öğreti,
3. Üretimde ve üretilenlerin dağıtımında tek tek kişilerin, sınıfların değil, toplumun yararını göz önünde bulunduran toplumsal düzen,
4. Üretim araçlarını kamusal iyelik altında bulunduran, bu yolla ekonomik etkinliklerde kâr yerine insan gereksinmelerini en iyi biçimde karşılamayı amaçladığını savunan toplum düzeni,
5. Böyle bir düzeni savunan toplumsal-siyasal öğreti,
6. Kapitalist toplumlarda egemen sınıfların, sınıf bilincinden yoksun insanlar üzerinde üstünlük sağlaması ve onları sömürmesi üzerinden meşruluğunu sağladığını savunan doktrin. 

Barajı geçerek meclise girecek olmaları bakımından sözü edilen dört partinin görüleceği üzere "toplumculuk" tanımlarından hareketle "toplumcu birer parti" olmaları ne olası ve ne de olanaklıdır.

Çünkü tüzük, program ve seçim broşürlerinde bu tanımların içini dolduracak somut göstergeler söz konusu değildir. Sadece 1.maddedeki tanıma atıf yapılan ifadeler vardır. Ancak birinci maddedeki "toplumsal adaletin" aslında nesnel koşullar ve ekonomik eşitlik düzleminde bir adalet anlayışı olduğunu belirtmemiz gerek. Çünkü adalet muğlak ve salt yasalar önünde eşit olma sözü ile sağlanan bir olgu değildir.

Bu durumda bu partiler toplumcu değillerse "neci"dirler? Ve bu durumda neyi ve kimi temsil etmektedirler? Bir parti toplumcu değilse "neci" olabilir?

Özetle kandırılıyoruz... Sorarsanız hiç birisi toplumcu değiliz demeyeceklerdir ama toplumcu olmanın ön koşullarının parti tüzük ve programlarında olmamasını da açıklayamayacaklardır. Kesin ve net olarak kandırılıyoruz.

Daha somut bir örnekten yola çıkarak söz konusu partilerin toplumcu olup olmadıklarına bir daha bakalım; Söz konusu dört partiden hangisi iktidar olduğunda aşağıdaki maddeleri uygulayacağını taahhüt edebilmekte ve bunu ve seçim programında yazılı olarak ifade edebilmektedir?

1. Su, elektrik ve haberleşme gibi temel hizmetleri verenler başta olmak üzere, kamu kuruluşları sermayeye peşkeş çekilmeyecektir.
2. Sağlık, sosyal güvenlik ve eğitim özelleştirilmeyecektir.
3. Yerli tarıma verilen destekler arttırılacak, ülke tarımı kendine yeter hale getirilecek, tarımda ithalata  son verilecektir.
4. İşçi sınıfının örgütlenmeleri arttırılacaktır.
5. Çalışanların ve ücretlilerin, ücret ve maaşları yoksulluk sınırının üstüne çekilecektir.

Görüleceği üzere toplumcu olmak toplumcu uygulamaları hayata geçirebilmeyi söylemekten ve son tahlilde hayata geçirebilmekten geçer. Söz konusu partilerin içinde böylesi bir parti yoktur. O halde bu partilerin hiç birisi gerçek/nesnel anlamda toplumcu bir parti değildir. Çünkü toplumculuğun ön koşullarını yerine getirmekten, getirmeyi garanti etmekten çok uzaktırlar.

Bakınız toplumcu olmayan hiç bir parti nesnel olarak topluma arzulanan yararı sağlayamaz, sağlayacak önlemleri ve uygulamaları gerçekleştiremez. Ama buna rağmen söz konusu dört parti, geniş toplum kitlelerinin oylarını alacaklardır.

Ta ki, toplumun "toplumculuk" talepleri ortaya çıkıncaya kadar. Peki, toplumculuk talebi kendiliğinden ortaya çıkar mı? İşte bütün mesele de buradadır.  

Etiketler: , , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa