14 Nisan 2015 Salı

DİNİ,SİYASİ VE ETNİK KİMLİK ÜZERİNDEN TOPLUMSAL VEYA BİREYSEL KİMLİK BELİRLEME VE DÜRÜSTLÜK

BİLİNDİK AMA ÜZERİNDE DURULMAYAN MALUM GERÇEK...
OYSA ÖLÇÜT TEKTİR; DÜRÜST OLMAK VEYA OLMAMAK.


(DÜNYA DÜZENİ KURUCULARININ VE YÜRÜTÜCÜLERİNİN BASİT STRATEJİSİ ÜZERİNE)
Kendimizden başlayarak tüm tanıdıklarımızı ve hakkında basit değerlendirmeler yapabileceğimiz herkesi teker teker gözden geçirerek şu şu basit sorular üzerinden iki grupta toplamamız gerekse;

1. Yalan söyler mi, söylemez mi?

2. Hak etmediği halde küçük de olsa herhangi bir şeyi "ben bunu alamam ben bunu hak etmedim" der mi? Demez mi?
3. Kendisine yapılan bir haksızlık durumunda gösterdiği tepkiyi, söz konusu haksızlık bir başkasına yapıldığında ve buna tanık olduğunda aynı tepkiyi verir mi? Vermez mi?

4. İşi ne olursa olsun "aman bana ne, ben mi kurtaracağım bu memleketi" diyerek işini savsaklar mı? Savsaklamaz mı?

5. Kendinden daha güçsüzleri, yoksulları güçlü ve zenginler kadar önemser mi? Önemsemez mi?

6. Güç karşısında yaranma eğilimi sergiler mi? Sergilemez mi?

Kabaca iki grupta topladığımız bu kişiler içinde;
1. Kendini ülkücü, sağcı, muhafazakar, milliyetçi, solcu, sosyalist, demokrat gibi siyasi kavramlar ile tanımlayanlar var mı? Yok mu? diye,
2. Kendini dindar, inançlı, dinsiz, inançsız diye tanımlayanlar var mı? Yok mu? diye
3 Ve kendini Kürt, Türk, Laz, Çerkez vb. etnik kimlik açısından tanımlayanlar var mı? Yok mu? diye üstünkörü de olsa şöyle bir baksak,
Göreceğimiz şey genel olarak şudur;
Gerek siyasi kavramlar, gerek din ve gerekse etnik kimlik üzerinden kendini tanımlayan kişilerin eşit olmasa da yukarıdaki 6 madde ile belirtilen davranışlar açısından her iki gruba da dağılım gösterdiğini görürsünüz. 

Yani yalan söyleyen dindarı da, inançsızı da, karşısındaki güçsüzü önemsemeyen solcuyu da, sağcıyı da, hak etmediği herhangi bir şeyi reddetmeyen Türk'ü de, Kürt'ü de görebilirsiniz.
O halde, kişilerin kendilerini siyasi bir kavram, din ve inanç ve etnik kimlik üzerinden ifade etmeleri onları dürüst kılıp kılmama üzerinde bir etken değilse, çok da önemli ve gerekli olmayan "şeyler" sonucu ortaya çıkmaz mı?.
Çünkü yalan söyleyenin, haksızlık yapanın, karşısındaki güçsüzü önemsemeyenin sağcısı solcusu, Türkü Kürdü, dindarı dinsizi olmuyorsa, üzerinde durup düşünmemiz gereken bir durum söz konusu değil midir?
İnanç, siyasi düşünce, etnik kimlik dünya düzeni ve egemen olmanın işlevsel birer aracıdırlar. Bilindiği üzere savaşların hepsi iktidar olma üzerinedir. Bunun için en önemli ve kullanışlı araçlar din, ideoloji ve etnik kimliktir.
HAYATIMIZDAN BUNLARI ÇIKARDIĞIMIZ ZAMAN YA DA BU OLGULARI YAŞAMIMIZI VE KONUMUMUZU BELİRLEYEN ŞEYLER OLMAKTAN ÇIKARDIĞIMIZ ZAMAN "BARIŞ" DAHA KOLAYDIR.
AMA DÜNYA DÜZENİ KURUCULARI VE YÜRÜTÜCÜLERİ DİN, ETNİK KİMLİK VE SİYASİ KİMLİK SAVAŞ ARAÇLARINDAN ASLA VAZGEÇMEZLER.
ÇÜNKÜ BU ARAÇLAR HER ZAMAN İŞ GÖRMÜŞ VE İŞ GÖRMEYE DEVAM EDEN ARAÇLARDIR.

Etiketler: , , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa