3 Kasım 2014 Pazartesi

DÜRÜSTLÜK

Evet, memleketi ve dünyayı kurtaracak olan şey sadece budur.
Memleketi ve dünyayı kurtaracak olan "dürüst insandır". 
Yetenekliyi, okumuşu, becerikliyi bulmak kolay, ama dürüst insanı bulmak zor ve giderek daha da zorlaşıyor.

Düşmanına ve sevmediğine karşı dürüst olmak,
"Benden" ya da "bizden olmayan" dediğin herkese karşı dürüst olmak,
Güçlüyken güçsüze karşı dürüst olmak,
Dindarsan dindar olmayana karşı dürüst olmak, dindar değilsen dindara karşı dürüst olmak,
Amirsen memura karşı, memursan amire karşı dürüst olmak,
v.b

Peki nedir bu dürüst olmak?
En temel ve basit ifadesi ile "Doğruluk" demek... Peki "doğruluk" ne demek?
İşte bütün mesele "doğruluk" denilen şeyde düğümlenip kalıyor.
Çünkü düşmanına ve sevmediğine karşı yaptığın her şeyi doğru görebiliyor insan. Benden ya da bizden olmayan dediğine karşı yaptığın tüm uygulamalar doğru gelebiliyor bir çok insana.
Çünkü doğru bildiğimiz şeyler bizim bir müddet sonra dürüstlüğümüz oluyor.
O zaman ortaya çıkan şey, herkesin doğru bildiği ve sandığı ne varsa bunlar aynı zamanda o insanın dürüstlüğü oluyor ki; değerler erozyonu veya karmaşası denilen şey de tam olarak işte budur.

Örneğin bir üniversitede kendinden gördüklerine kadro veren bir Rektörün, kendinden görmediklerine kadro vermiyor oluşu onun doğruluğu dolayısı ile de dürüstlüğü olabiliyor aynı zamanda.

Bir polisin gösteri yapan birisini öldürmesi ya da bir başkasının işkence yapıyor olması onun "görevi gereği doğrusu" dolayısı ile doğruluğu olabilirken bu doğruluğu onun dürüstlük algısı ile çelişmiyor.

Bir tefecinin bankacılığa doğru evrilen faizciliği doğruluğu dolayısı ile de dürüstlüğü değil midir aynı zamanda?

Bütün mesele doğrunun ve doğruluğun evrensel standartlarda yasalar ile güvence altına alınmasındadır. Buradan hareketle dürüst olan ve olmayanın yaşamsal boyuttaki varlığının sorgulanıp sorgulanamıyor oluşuyla ilgilidir. Ancak yasalar sayesinde doğruluk ve dolayısı ile dürüstlük göreceli olmaktan çıkabilir.

Aksi halde herkes kendi dünya görüşü ya da kendi oluşturduğu sistematiğe veya angaje olduğu gruba uygun davranışlarını doğru görecek bundan dolayı da dürüstlüğü konusunda bir kuşkuya ya da öz eleştiriye ihtiyaç duymayacaktır.
Dürüst insan tipini yaratmak ne sihirli değnek değmişcesine oluşur, ne dinsel ögeler bunu sağlayabilir (çünkü din adına yaptığı her şey onun doğrusudur), ne gelenekler ile böylesi bir toplumsal değerlere ulaşılabilir. Bunun biricik yöntemi herkes için eşit, adil ve uygulanabilir evrensel değerler ile belirlenmiş yaptırımlar sayesinde gerçekleştirilebilir.
Uygar ülkeler bu işi kurallar ve yasalar ile başardılar.
Ama o kuralların ve yasaların herkese yönelik ve herkes için uygulanabilirliği ön koşulu "dürüst insan tipine" ulaşmanın yegane yöntemidir...

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa