SOSYAL OLARAK ERKEĞİN KOLAY EVRİMLEŞEMİYOR OLUŞU
Erkeğin tam anlamıyla uygar bir birey olamayışı, onun karşı cinse ilişkin sosyal ve eşitlikçi bir bireye evrilemiyor oluşu antropolojik bir araştırma konusu olsa da aslında basit bir neden-sonuç ilişkisinin ürünü olarak ortaya çıkar.
Erkeğin aklı ermeye başladığında ilk tanıştığı şey, ailede babanın sözünün geçiyor oluşunu algılamaya dayalı gerçekliktir. Bu istisnasız her türlü ailede böyledir.
Sonra yavaş yavaş kapı önüne çıkmaya ve arkadaş grubu içine girmeye başladığında bedensel gücün ne denli önemli olduğu ile tanışır erkek. Kimin daha iri yarı ve dövüşken olmasıyla ve sözünün geçmesiyle ilgili bir dünyadır bu tanışılan. Oyunlarda topun ve sıranın hep güçlü olana verilmesi zorunlu olunduğu, kuralların ona göre değiştiği böylesi bir oyunu oynamak durumunda kalındığı bir hayatın öğrenilmesi, aynı zamanda güçlü olma isteğinin de kaydedilmesi anlamına gelir.
Sonra paranın gücü ve önemi ile karşılaşır erkek. Parası olanların daha güçlü ve daha ayrıcalıklı olduğunu anlar. Sözü en çok geçenlerin parası olanlar olduğunu fark eder.
Daha sonra giderek erkek olmanın ilkel ayrıcalığı ile, güçlü olmanın ulaşılmazlığı arasına bocalarken erinlikten ergenliğe, ergenlikten büyümeye doğru yürüyen yaşam süreçlerinde törel, geleneksel, dinsel ve diğer tüm kültürel ögelerin öğretisi ile bir şeyi oluşturur kafasında. Oluşturduğu şey kendine özgü bir imparatorluğunun olabileceğidir. Ama bu imparatorluğun oluşması için en az iki kişiye ihtiyaç vardır ve birisi ötekinden mutlaka daha "güçsüz" olmalıdır. Yoksa imparatorluk kurulmayacaktır.
Bu köyde de, mahallede de, kasabada da, kentte de hep böyledir. Erkek mutlaka bir yerin ve bir şeyin imparatoru olmak zorundadır. Aksi halde erkek olmayacak/olmayacaktır.
İşte erkeğin böylesi bir yaşamsal biçimi aslında onun yaşamsal sorunudur.
Erkeğin toplumsal olarak evrimleşemiyor oluşunun tüm hikayesi buralardadır.
Etiketler: erkek



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa